Ali Kutlu’nun Kaleminden
Ali Kutlu’nun Kaleminden
Seçim dönemlerinin bereketi başkadır. Projeler çoğalır, hedefler büyür, geleceğin kapıları ardına kadar açılır. Kâğıt üzerinde sorun kalmaz; yeter ki sandık kurulsun, gerisini zaman gösterir!
ETSO Başkan Adayı Yener İşbilir, 16 projelik bir vizyon açıkladı. Finansman, ihracat, Balkan ticareti, dijital dönüşüm, fuarcılık, turizm… Liste geniş. Peki, bu listenin arkasındaki hazırlık ne kadar derin?
Sayın İşbilir, 16 projenin kaçı fikir aşamasında, kaçı hazırlık sürecinde, kaçı uygulamaya hazır? Maliyet hesabı yapılan kaç proje var? Finansman için hangi kurumlarla görüşüldü? Balkan Ticaret Ofisi için hangi somut bağlantılar kuruldu? Fuar alanı için yer, bütçe ve takvim belirlendi mi?
Bunlar ayrıntı değil, projenin temelidir. Çünkü bir başlığı sunum dosyasına yazmak başka, onu hayata geçirecek planı hazırlamak başkadır. Proje sayısı, tek başına hazırlığın kanıtı değildir.
Ben vaat defterinin kapağına değil, içindeki hesaplara bakıyorum.
Sayın İşbilir, ETSO sizin için yeni keşfedilmiş bir kurum değil. Geçmişte meclis üyeliği, kâtip üyelik ve yönetim kurulu görevlerinde bulundunuz. Dolayısıyla kurumun işleyişine yabancı değilsiniz; geçmişte yürütülen çalışmaları ve karşılaşılan sorunları da yakından tanıyorsunuz.
Öyleyse bugün çözüm olarak sunduğunuz başlıkların hangileri, geçmişte görev yaptığınız dönemde de gündeminizdeydi? Hangi önerileri sundunuz, hangi çalışmaların hazırlanmasına katkı verdiniz, hangi sonuçların alınmasında rol üstlendiniz?
Bugün finansmana erişimi kolaylaştırmayı, ihracatı büyütmeyi ve Balkan ticaretini geliştirmeyi vaat ediyorsanız şu soruların da cevabı olmalı: Geçmişte bu alanlarda neler yapıldı, hangi hedeflere ulaşıldı, hangi eksiklikler giderilemedi ve yeni programınız bunların üzerine ne koyacak?
Elbette bir yönetim kurulu başkan yardımcısı bütün kararları tek başına almaz. Ancak yönetim kademesinde görev yapmış bir adayın, geçmişteki çalışmalarını ve kendi katkısını açıklaması beklenir. Burada mesele geçmişi yok saymak değil, geçmişten bugüne uzanan çizgiyi anlayabilmektir.
Ben sizden bir başarı masalı değil, açık bir bilanço istiyorum: Hangi işler tamamlandı, hangileri sonuçlanmadı, neden? Bugün açıkladığınız projeler, geçmişteki çalışmaların devamı mı, eksik kalanların tamamlanması mı, yoksa yeni bir yaklaşım mı?
Dün masada olan bir sorun bugün yeniden seçim vaadi olarak sunuluyorsa, aradaki yılların hesabı da sorulur. Bu bir suçlama değil; göreve talip olan herkesin cevaplaması gereken meşru bir sorudur.
Projeleri ve geçmişte üstlendiğiniz görevleri konuştuk. Şimdi de seçim yarışındaki tutumunuzu soralım.
Sayın İşbilir, adaylığınızı sonuna kadar sürdürmekte kararlı mısınız? Seçim tablosu değiştiğinde, başka bir adayla destek veya güç birliği seçeneğini değerlendirmeyi düşünür müsünüz?
Elbette adaylar görüşebilir, iş birliği yapabilir ve farklı tercihlerde bulunabilir. Bunlar seçim sürecinin ihtimalleri arasındadır. Ben böyle bir görüşmenin veya anlaşmanın var olduğunu iddia etmiyorum. Ancak üyelerin bilmek isteyebileceği bir husus var: Adaylığınız, son ana kadar arkasında duracağınız kesin bir tercih mi, yoksa seçim şartlarına göre yeniden değerlendirebileceğiniz bir strateji mi?
Bu sorunun cevabı, yalnızca seçim hesabı açısından değil, adayın ortaya koyduğu iddianın ne kadar kararlı olduğunu anlamak bakımından da önemlidir. Çünkü adaylık açıklamak bir tercihtir; o tercihin hangi ilkelere dayandığını açıklamak da seçmene karşı bir açıklık meselesidir.
Ben kimsenin adına karar vermiyorum. Yalnızca adayların söyledikleriyle, üstlendikleri sorumluluklar arasında tutarlı bir çizgi olup olmadığını soruyorum.
Sayın İşbilir, 16 projenizin hangi hazırlık aşamasında olduğunu açıklayın. Geçmişte görev aldığınız dönemin bilançosunu ortaya koyun. Seçim yarışında nasıl bir tutum izleyeceğinizi de netleştirin.
Bazıları denizi haritadan tanır, bazıları dalgalarla boğuşarak yol öğrenir. İkisi de rotadan söz edebilir; ancak fırtına çıktığında kimin yol bildiği, kimin yalnızca yol tarif ettiği anlaşılır.
Size naçizane bir tavsiyem var: Büyük hedefler koyarken yalnızca kendi rotanıza değil, o denizlerde yıllardır yol alanların tecrübesine de bakın. Çünkü iddia insanı yarışa sokar; fakat iddianın ağırlığını taşıyıp taşıyamadığını birikim, ölçü ve muhasebe gösterir.
Denizin yüzeyinde ne kadar kabarırsanız kabarın, derinlik iddiayla kazanılmaz. Bazı mesafeler birkaç vaatle aşılmaz; birikimle, tecrübeyle ve yılların sınavından geçerek aşılır.
Seçmene umut vermek bir iddia, o umudu hak etmek bir erdemdir; verilen sözün arkasında duramamak ise yalnızca başarısızlık değil, güven emanetinin ağırlığını taşıyamamaktır.
Vesselam.