Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Seçimlerine Doğru...
Ali Kutlu Kaleminden
Bir şehir, yalnızca yollarıyla büyümez.
Köprüleriyle, meydanlarıyla, binalarıyla da anılmaz.
Bir şehri asıl büyüten; üreten insanıdır.
Alın teridir.
Fikridir.
Cesaretidir.
Ve o cesarete yön veren kurumlardır.
İşte bu yüzden bazı seçimler, yalnızca bir makamın sahibini belirlemez.
Bazı seçimler, bir şehrin yarına hangi anlayışla yürüyeceğine karar verir.
Kasım ayında yapılacak Edirne Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine de ben tam bu gözle bakıyorum.
Çünkü bu seçim...
Bir isim yarışı değildir.
Bir ego yarışı hiç değildir.
Bu seçim; Edirne'nin ticaret anlayışının, üretim vizyonunun ve kurumsal temsil gücünün yeniden tartılacağı önemli bir dönemeçtir.
Henüz ortada afişler yok.
Meydanlar sessiz.
Ama sessizlik, çoğu zaman en büyük hazırlığın habercisidir.
Koridorlarda fısıltılar dolaşıyor.
Telefon görüşmeleri uzuyor.
Eski dostluklar hatırlanıyor.
Yeni hesaplar yapılıyor.
Belki adaylıklar konuşuluyor.
Belki listeler hazırlanıyor.
Bütün bunlar demokrasinin doğal akışıdır.
Ancak benim bu süreçte dikkatimi çeken başka bir gerçek var.
Seçim yaklaştıkça isimler konuşulur.
Ben ise isimlerden önce sorumluluğu konuşmayı tercih ediyorum.
Çünkü makam...
Bir koltuk değildir.
Bir kartvizit değildir.
Bir unvan hiç değildir.
Makam, üyelerin omuzlarınıza bıraktığı emanettir.
Emanet ise alkışla değil, sorumlulukla taşınır.
Edirne Ticaret ve Sanayi Odası'nın kapısından içeri giren her üye, "Bu kurum benim de kurumum." diyebilmelidir.
Başarılı bir başkanı belirleyen şey, kürsüde kurduğu cümleler değildir.
Gerçek ölçü; görevi tamamlandığında arkasından söylenen tek cümledir.
"İyi ki bu göreve talip olmuş."
Çünkü her seçim kazanılır.
Ama her dönem iz bırakmaz.
İşte fark tam da burada başlar.
Bugün Edirne'nin ihtiyacı, daha yüksek sesle konuşan insanlar değildir.
Daha çok dinleyen insanlardır.
Daha fazla söz veren insanlar değildir.
Verdiği sözü sonuca dönüştüren insanlardır.
Daha çok fotoğraf veren insanlar değildir.
Daha çok kapı açan, daha çok gönle dokunan insanlardır.
Çünkü artık vitrin değil, icraat zamanıdır.
Peki üyeler bu seçimde neye bakmalı?
Bir adayın kaç afiş astığına mı?
Kaç toplantı yaptığına mı?
Kaç kişiyle aynı kareye girdiğine mi?
Yoksa göreve geldiğinde Edirne'nin ticaretine, sanayisine ve üretimine hangi yeni kapıları açabileceğine mi?
Benim cevabım nettir.
Sloganlar unutulur.
Projeler kalır.
Alkış anlıktır.
Eser ise yıllara meydan okur.
İşte bu yüzden ben, bu satırları herhangi bir aday için değil; Edirne'nin yarınları için kaleme alıyorum.
Bugünden itibaren dedikoduların peşinden gitmeyeceğim.
Kulislerin tercümanı olmayacağım.
Hiç kimsenin alkış memuru da olmayacağım.
Benim ölçüm bellidir.
Liyakat.
Şeffaflık.
Vizyon.
Kim bu üç başlıkta güçlü bir irade ortaya koyarsa, bunu yazarım.
Kim eksik kalırsa, onu da aynı açıklıkla yazarım.
Çünkü bağımsız bir kalemin en büyük gücü sert olması değildir.
Güvenilir olmasıdır.
Kalem, gücünü birilerine yakınlığından değil, herkese aynı mesafede durabilmesinden alır.
Ben de bu seçim sürecinde tam olarak bunu yapmaya çalışacağım.
Ne peşin alkış dağıtacağım.
Ne peşin hüküm vereceğim.
Önce dinleyeceğim.
Sonra araştıracağım.
Ardından da vicdanım neyi söylüyorsa onu yazacağım.
Çünkü bu köşenin gerçek sahibi ne adaylardır ne de kulislerdir.
Bu köşenin gerçek sahibi; alın teriyle üreten, risk alan, istihdam sağlayan ve Edirne ekonomisini omuzlarında taşıyan insanlardır.
Kasım ayına kadar isimler çoğalacak.
Sözler çoğalacak.
Vaatler çoğalacak.
Belki alkışlar da çoğalacak.
Ben ise aynı yerde duracağım.
Dedikoduların değil, hakikatin peşinden gideceğim.
Belgelerin ışığında konuşacağım.
Alkışın değil, icraatın izini süreceğim.
Çünkü inanıyorum ki...
Bir seçimin gerçek kazananı, sandığı kazanan değil; görevi sona erdiğinde vicdanlarda yerini koruyandır.
Kasım ayında oy pusulalarında isimler yazacak.
Fakat zaman...
İsimleri değil...
Emanete sadakat gösterenleri...
Sözünü eserle tamamlayanları...
İz bırakanları hatırlayacaktır.
Vesselam.