Gölgelerin Sesi
Edirne’de bazı koltuklar vardır; kim oturursa otursun, şekli değişmez.
Koltuk seni ısıtır, sen koltuğu değil… Ama çoğu zaman kimse hangi gölgeyi bıraktığını fark etmez.
Ayhan Demir bir zamanlar AK Parti İl Başkanlığı’na oturdu.
Soru basitti: “Ne değişti?”
Cevap her gün aynıydı: Hiçbir şey. Büyük hamle yok, vizyon yok… sadece boş bir bekleyiş.
En can sıkıcı yanı ise:
Bazı koltuklar, yetersiz insanların elinde kalınca, gölge bırakmak bile unutulur.
Kimi gelir, sadece makamın tadını alır; iş yapmaz, iz bırakmaz, adını unutturur.
Ama kendi ikballerini düşünür; yarın için hesap yapar, kendi geleceğini çizer.
Şehir mi? Onun için sadece dekor. Zaman bir sahne ışığı gibi parlar ve söner.
Adeta koltuk bir sahne, Edirne ise izleyici koltuğu.
Sahne boşsa, ışık sönükse, alkış da gelmez; sadece zaman geçer, sessizlik kalır.
Bu tür insanlar, kendi gölgelerini büyütür, şehrin hafızasını küçültür.
Her adım bir boşlukta kaybolur; isimleri silinir, yaptıkları fısıltılarla unutulur.
Ve birileri hâlâ sorar: “Ne değişti?”
Cevap basit: Sen değiştin; şehrin hatırlamaması senin başarın.
Sonra sahneye Kızılay çıktı.
Kökleri derin, adı saygı dolu, gölgesi ağır.
Demir’in gölgesi ise şehirde kaybolmuş bir sis gibi.
Kapılar açıldı, insanlar içeri girdi… ama çoğu zaman başkanın adı anılmadan, sadece gönüllülerin adımları duyuldu.
Her toplantı bir boşluk çarpması,
her etkinlik bir suskun fısıltıydı.
Şehir bir karne isterdi; ne alkış geldi, ne protesto.
Sanki Edirne’nin hafızası gözlerini kapamıştı: “Var mıydı? Ne yaptı? Kim hatırlıyor?”
Hayat sokakta akar; karanlık da orada büyür.
Sokakların dili serttir, sessizdir… ve unutmaz.
Konuşmalar rüzgârla savruldu, yorumlar kayboldu. Ama gölgeler durdu; tabelalar, kapılar, taşlar… hepsi sessiz tanık.
Koltuk mu kalıcı, yoksa gölgeler mi?
Bazı liderler isimleriyle yankılanır; izleri silinmez.
Bazı liderler sadece bir fısıltı bırakır.
Ayhan Demir’in izleri ikinci gruptan:
Sessiz, gri… ama yaşamın içinde sert bir sessizlikle.
Ve en ağır gerçek:
Bir şehir seni ne sever ne de nefret eder.
Sadece gölgelerini bırakır geriye.
Edirne, kendi gölgelerinin öyküsünü sessizce, ama hayatın acısı ve sertliğiyle yazmayı seçti.
Ve şimdi merak ediyorum:
Bundan sonra gelecek olan başkan, bu gölgeleri ne kadar dolduracak?
Yoksa o da sadece koltuğun tadını çıkaracak, kendi ikballerini büyütüp şehrin hafızasını küçültecek mi?
Vesselam…