Bazı başarılar vardır, açılış töreni yapılır.
Bazıları vardır, afişlere basılır.
Bazıları da vardır ki hiçbir duyuruya ihtiyaç duymaz.
Kendini olduğu yerden gösterir.
Hem de bütün ihtişamıyla...
İşte bu fotoğraf tam olarak öyle bir başarı hikâyesi anlatıyor.
İnsan bakınca yol kenarı mı görüyor, boş arazi mi görüyor, yoksa Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün sessiz sedasız hayata geçirdiği yeni bir doğa koruma projesini mi görüyor, karar vermekte zorlanıyor.
Çünkü ortada birkaç yabani ottan ibaret bir görüntü yok.
Ortada ayların emeği var.
Sabır var.
Kararlılık var.
Ve hepsinden önemlisi, görmemekte gösterilen olağanüstü bir istikrar var.
Kolay değil...
Bir gün değil...
Bir hafta değil...
Aylar boyunca büyüyeceksin...
Gelişeceksin...
Boy atacaksın...
Diken salacaksın...
Yol kenarını teslim alacaksın...
Ve kimse dönüp sana "Sen burada ne yapıyorsun?" diye sormayacak.
Doğrusu takdire şayan.
Belli ki bu şehirde bazı şeylerin büyümesine özel önem veriliyor.
Kimi şehirler turizmini büyütür.
Kimi sanayisini.
Kimi yatırımlarını.
Biz ise anlaşılan o ki otlarımızı büyütüyoruz.
Hem de gayet başarılı bir şekilde...
Belki de haksızlık ediyoruz.
Belki burada bir ihmal yoktur.
Belki çok büyük bir vizyon vardır da biz anlayamıyoruzdur.
Belki birkaç ay sonra bir basın açıklaması yapılır.
Ve bu alanın "kontrollü doğal gelişim bölgesi" olduğu açıklanır.
Neden olmasın?
Nasıl olsa bugüne kadar büyümelerine ses çıkarılmamış.
Biraz daha büyürlerse belki gölge vermeye başlarlar.
Biraz daha beklenirse kuşlar yuva yapar.
Biraz daha zaman tanınırsa küçük çaplı bir ormana dönüşebilirler.
Sonuçta bu kadar emek verilmiş bir çalışmayı yarıda kesmek de doğru olmaz.
İşin şakası bir yana...
Bu fotoğraf aslında otları göstermiyor.
Bu fotoğraf, verilen sözlerle ortaya çıkan sonuç arasındaki mesafeyi gösteriyor.
Bu fotoğraf, "yapacağız" cümlesiyle "yapıldı" gerçeği arasındaki boşluğu gösteriyor.
Üstelik bu manzara şehrin gözden uzak, unutulmuş bir köşesinde de değil.
Gazimihal Köprüsü'nden Yeniimaret'e doğru uzanan güzergâhta, külliye ile set boyları arasında kalan alanda bütün heybetiyle yükseliyor.
Öyle saklanmış, gizlenmiş bir görüntü de değil.
Tam aksine...
Her gün yüzlerce insanın önünden geçtiği yerde duruyor.
Vatandaş görüyor.
Sürücü görüyor.
Yoldan geçen görüyor.
Mahalleli görüyor.
Hatta otlar bile birbirini görüyor.
Görmeyen varsa artık onu da vicdanlara bırakıyoruz.
Ve ne yazık ki o boşluk da en az bu otlar kadar büyümüş durumda.
Vatandaş bazen büyük projeleri takip etmez.
Bütçe rakamlarını bilmez.
İhale dosyalarını okumaz.
Ama geçtiği yolu görür.
Yürüdüğü kaldırımı görür.
Şehrin kendisine gösterdiği özeni görür.
Ya da göremez...
İşte bütün mesele de budur.
Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca asfalt değildir.
Yalnızca bina değildir.
Yalnızca makam odalarından yapılan açıklamalar da değildir.
Şehir, en küçük ayrıntıya gösterilen saygıdır.
En küçük sorumluluğa gösterilen ciddiyettir.
Ve bazen bir yol kenarı, sayfalar dolusu rapordan daha fazla şey anlatır.
Bu fotoğraf da anlatıyor.
Hem de oldukça yüksek sesle...
Belki bugün bu görüntü birkaç kişinin dikkatini çeker, yarın temizlenir ve konu kapanır.
Ama geriye şu soru kalır:
Bu otlar mı daha hızlı büyüdü, yoksa yapılan uyarılara karşı oluşan kayıtsızlık mı?
Çünkü hayatın değişmeyen bir kuralı vardır:
Bakılan yer güzelleşir, terk edilen yer yabanileşir.
Bu kural insanlar için de geçerlidir, şehirler için de...
Yol kenarında büyüyen otlar elbet bir gün biçilir.
Ama ihmale alışan zihniyet kök salarsa, işte onu temizlemek bir biçme makinesiyle mümkün olmaz.
Çünkü makamlar gelip geçer.
Görevler değişir.
Unvanlar unutulur.
Fakat vatandaşın hafızasında kalan şey yapılan açıklamalar değil, yapılan işlerdir.
Ve bazen bir şehri anlatmaya dev projeler yetmezken, yol kenarında unutulmuş birkaç metre ot her şeyi anlatmaya yeter.
Büyüyen her ot bir gün biçilir.
Fakat büyüyen umursamazlık biçilemediği gün, şehir kaybetmeye başlar.
Vesselam...