Edirne’nin en verimli bölgelerinden biri olarak bilinen Karaağaç’ta üretici artık toprağıyla değil, yoluyla mücadele ediyor. Yağmurun ardından çamura dönen yollar, üretimi durma noktasına getirirken; emek, ürün ve umut aynı bataklığın içinde kayboluyor.
11 Nisan 2026 tarihinde çekilen görüntüler ve üreticilerin anlattıkları, bölgede yaşanan mağduriyetin boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Üreticiler, özellikle mera alanına dökülen hafriyatlar sonrası yolların kullanılamaz hâle geldiğini, en ufak yağışta bile seralara ve tarlalara ulaşmanın imkânsızlaştığını söylüyor.
Bir üreticinin sözleri ise yaşanan tabloyu özetler nitelikte:
“Gören de Edirne’de büyük taşkın olmuş sanır. Traktör bile zor ilerliyor. Seraya ulaşamıyoruz. Ürünlerimiz çöp oldu.”
İddialara göre bölgede kurulan seralarda geçen yıl da ciddi zarar yaşandı. Ekim yapıldı, ürün yetiştirildi ancak yolların kötü durumu nedeniyle bakım yapılamadı, hasat gerçekleştirilemedi. Bu yıl da benzer manzaranın tekrar ettiği ifade ediliyor.
Üreticiler, özellikle yağışlı havalarda sera içlerinde otlanma oluştuğunu, su baskınları nedeniyle marulların ve birçok ürünün çürüdüğünü dile getiriyor. Asıl dikkat çeken nokta ise yaşanan kaybın yalnızca çiftçinin emeğiyle sınırlı olmaması.
Çünkü burada yalnızca bir üretici zarar etmiyor.
Devletin yaptığı yatırım da atıl kalıyor.
Kamu desteğiyle kurulan seraların üretime katkı sunması beklenirken, üreticiler yollar nedeniyle seralara ulaşamadıklarını ve yapılan yatırımın amacına tam anlamıyla hizmet edemediğini ifade ediyor.
“Yaptığım işçiliğe mi yanayım, devletin yaptığı masrafa mı bilemiyorum” diyen üreticinin cümlesi, aslında bölgedeki sessiz çığlığın en açık ifadesi oluyor.
Karaağaç’ın yıllardır verimli topraklarıyla bilinen bir bölge olduğuna dikkat çeken çiftçiler, geçmişte yolların çok daha kullanışlı olduğunu söylüyor. Hatta bazı üreticiler, yıllar önce yağışlı havalarda bile bölgeye rahatlıkla ulaşılabildiğini, bugün ise traktörlerin dahi çamura saplandığını belirtiyor.
Üreticilere göre sorunun temelinde, mera alanına taşınan hafriyatların yol yapısını bozması yatıyor. Yol seviyelerinin değişmesiyle birlikte yağmur suyu bölgede birikiyor, geçişler zorlaşıyor ve tarımsal faaliyet sürdürülemez hâle geliyor.
En ağır sonuç ise üretimsizlik…
Bir çiftçinin iki yıldır tarlasından ürün alamadığını söylemesi, meselenin yalnızca günlük bir ulaşım problemi olmadığını açıkça gösteriyor. Çünkü üretici toprağa ulaşamadığında; ekim yapılamıyor, bakım yapılamıyor, hasat yapılamıyor. Sonunda yalnızca ürün değil, bir yılın emeği de kaybediliyor.
Bölge halkı ve üreticiler şimdi yetkililerden kalıcı çözüm bekliyor. Özellikle yol düzenlemesi, drenaj çalışması ve mera çevresindeki altyapının yeniden ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Çünkü mesele yalnızca çamur değil.
Mesele; üreticinin toprağına ulaşamaması…
Mesele; emeğin yolda kalması…
Mesele; verimli toprakların sessizce üretim dışına itilmesi…
Ve belki de en önemlisi, alın terinin göz göre göre kaybolmasıdır.



























