Takiyye yapmak, kişinin zarar görmemek, kendini korumak veya hedeflerine ulaşmak amacıyla gerçek inancını, düşüncesini veya niyetini gizleyerek, olduğundan farklı görünmesi veya karşı tarafın duymak istediği şeyleri söylemesi anlamına gelir.
Hâlbuki inancımız gereği usul geliştirerek esastan kopmadan bir konu üzerinde konuşmak, istişare yapmak ahlaki ve insani açıdan doğru bir hâldir.
Geçmişten bugüne kadar insanlığa fani hayatı zehir eden kötüler, takiyye yaparak güç elde etmeye çalışanlardır.
Ne yazık ki bu hâl, günümüzün en belirgin hastalıklarından biridir.
Takiyyenin kötülüklerini ailede, STK’larda, eğitim kurumlarında ve Diyanet kurumlarında ifade etmek gereklidir.
Takiyyenin, yalan söylemekten çok daha fena olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.
Üzülerek söylüyorum, takiyye yaparak, insanlara zulmederek hayatını yaşayanlar sürekli var olmaktadır.
Her şeyi vatan, bayrak, devlet, demokrasi adına; kardeş kardeşi vurmasın, analar ağlamasın diye yaptık ifadeleri ile 12 Eylül darbesini takiyye ile meşrulaştırmaya çalışanlar bilinmektedir.
“Siyasetten uzak duracağız. Allah’ın emrinde, Resûlullah’ın yolunda, dinimizin ışığında dünyaya yayılacağız. Mukaddes bayrağımızı İstiklal Marşı’mız eşliğinde dünyanın her yerinde dalgalandıracağız.” sözleri ile insanlığı kandıran, 15 Temmuz’da hain darbe girişimi ile birçok vatandaşımızı ve güvenlik güçlerimizi şehit eden, zalimlerin , hainlerin, en etkili silahlarının takiyye olduğu gerçeğini unutmamalıyız.
12 Eylül darbesi sonrasında, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında, istikbal kaygıları sebebiyle kaosları fırsata çevirip mazlum, masum ve vatansever insanlara iftira atan müptezellerin en güçlü silahları takiyye olmuştur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adının arkasına sığınıp her türlü densizlik yapanların, emperyalizm için umut olanların.
Tam Bağımsız Güçlü Türkiye sevdası umurlarında olmayanların, İstiklali değil istikbali dert edinenlerin en güçlü silahı takiyye olmuştur.
YAHUDİ'LER Hitler döneminde Uğradıkları soykırımın mağduriyeti ile insanlığın merhametine mazhar olmuşlardır.
Yıllar sonra durumu istismar etmişlerdir.
Kendi köklerinden yeşeren SİYONİST ler ile asrın en acımasız vahşi soykırımını yapmışlardır.
Kafalarının arkasındaki gerçek planlar ortaya çıkmasın , insanlık farkına varmasın arzusu ile sürekli Takiyye yapmışlardır.
Takiyye yapma konusunda SİYONİSTLER dünyada öncü durumdadır..
Bu kadar acımasız toplumların varlıklarına rağmen bilinen ve inanılan bir gerçek kısmen de olsa yüreklere huzur vermektedir.
Yani;
Ebedî âlemi, cennet ve cehennemin varlığını sözde değil özde kabul eden iman sahipleri için fani hayat gelip geçicidir. Esas olan, bâki âlemde nasıl ve nerede yaşayacakları doğrusudur.
Hazreti Âdem’in 1350 yıl, Nuh Aleyhisselâm’ın 950 yıl yaşamış olduğu gerçeği, iman sahibi insanların takiye yapmadan, evrensel doğrulara bağlı kalarak yaşamaları için ibret verici bir hâldir.