Edirne Yıldırım Mahallesi’nde Meriç kum ocağı sapanındaki yeni tren yolu köprüsünün altından geçen ve Devlet Su İşleri’ne ait olduğu belirtilen kanal hattı bugün ciddi bir kamu sorumluluğu tartışmasının merkezindedir.
İddialar nettir:
Kanal tıkalıdır.
Set işlevini yerine getirmemektedir.
Pompalar arızalıdır.
Bakır kablolar çalınmıştır.
Saklıbahçe mevkisinden gelen kaynak suyu ve yağmur suları tahliye edilemediği için tarım arazilerine yayılmaktadır. Bu su bir nehir taşkını değildir. Bu su, yönetilmesi gereken bir altyapının yönetilememesidir.
Geçici müdahale kalıcı çözüm değildir
Sahada jeneratörle tahliye çalışması yapıldığı belirtiliyor. Ancak bu yöntem geçicidir. Asıl sistem devre dışıysa, her yağış sonrası aynı tablo yaşanacaktır.
Üreticiler açık konuşuyor:
“Pompalar çalışsa bu su burada durmaz.”
Ağaç köklerinde çürüme başladığı, hayvan kayıpları yaşandığı ifade ediliyor. Eğer binlerce dönüm arazi etkileniyorsa mesele yalnızca bir mahalle meselesi değildir; Edirne’nin üretim gücüyle ilgilidir.
Bu ilk uyarı değil
Burada bir noktayı hatırlatmak gerekir.
Daha önce de Palahur Deresi ile ilgili yaşanan sorunlar nedeniyle yazı kaleme alınmış, ilgili makamlar uyarılmıştı. O gün de mesele bakım, denetim ve önleyici tedbirdi. Ancak kamuoyuna tatmin edici bir açıklama gelmedi.
Bugün Yıldırım’daki tabloyu görünce şu soruyu sormak kaçınılmazdır:
Uyarılar dikkate alınmadı mı, yoksa dikkate alınıp gereği mi yapılmadı?
Bu soru kişisel değildir.
Bu soru kamusal sorumluluğa yöneliktir.
Kamu makamı hesap verir
Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü’nün başındaki isim başta olmak üzere yetkililere açık çağrımdır:
Kamu görevi, eleştiriyi duymayı gerektirir.
Kamu görevi, soruya cevap vermeyi gerektirir.
Kamu görevi, yapılan işi anlatmayı gerektirir.
Hiçbir makam, ulaşılmaz değildir.
Hiçbir yönetici, eleştiriden muaf değildir.
Kimse kendisini hesap sorulamaz bir konumda görmemelidir. Devlet geleneğinde “ben yaptım oldu” anlayışı yoktur; “yaptım ve hesabını veriyorum” anlayışı vardır.
Eğer pompalar arızalıysa tarih açıklanmalıdır.
Kablolar çalındıysa süreç kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Kalıcı çözüm takvimi net olarak duyurulmalıdır.
Bu haber bir polemik değildir.
Bu haber bir davettir.
Yetkililer sahaya inmeli, teknik rapor açıklamalı ve kalıcı çözümü derhal uygulamalıdır.
Çünkü su yükseldiğinde en çok zarar gören toprak değil, güven duygusudur.
Ve kamu yönetiminde en kıymetli şey, o güvenin ayakta kalmasıdır.



























