Bazı şeyler iz bırakmadan olur.
Ne gürültü çıkarır, ne tartışma yaratır.
Zamanla olur.
Alışa alışa.
Başta işler genelde yolunda gider gibi anlatılır.
En azından öyle denmesi tercih edilir.
Bir düzen vardır; adına “işleyiş” denir.
Sorulmaz.
Kurcalanmaz.
Çünkü kurcalanırsa açıklama gerekir.
Bir kural vardır ama uygulanmaz.
Hatırlatıldığında aynı cümle duyulur:
“Zaten herkes öyle yapıyor.”
Bu cümle, bir şehirde söylenebilecek en güçlü savunmadır.
Doğruyu değil, yaygın olanı kutsar.
Yanlışı değil, alışılmış olanı korur.
Geçici denilen düzenlerimiz meşhurdur.
Yıllarca sürer ama hâlâ geçicidir.
Kimse kaldırmaz.
Çünkü kimse nasıl başladığını hatırlamaz.
Bir yanlış görülür.
Bakılır.
Sonra alışılır.
Alışılan şey, bir süre sonra sorgulanmaz olur.
Daha da kötüsü,
normal zannedilir.
Ve yanlış, yavaş yavaş
şehir gerçeğine dönüşür.
Hafızaya emanet.
ALİ SUPHİ
Ali Kutlu
KRİZ ÇARŞIDA, SÖZ MAKAMDA
Bahaddin Özbuğutu
SAVUNMA SANAYİİ. MİLLİ YERLİ TEKNOLOJİ.
Didar Refika Ulvi
Su, Toprak, İnsan: Edirne
Ali SUPHİ
Fikir Cesaret İster
Fatih Kutlu
Zorbalığa Karşı Güçlü Çocuklar
Ömer Faruk
Başlık: “Ramazan ve Sessiz Güzellikleri”
İbrahim YANIK
Ramazan Geldiğinde İnsan Kendine Döner