Başlık: “Ramazan ve Sessiz Güzellikleri”
Ramazan geldiğinde şehir biraz yavaşlar, insanlar biraz daha farkında olur. Bu ay, kalabalığın içinde yalnız kalmayı, sessizliğin değerini hatırlatır bize. Gün boyu aç kalmak sadece midemizi değil, sabrımızı ve dikkatimizi de sınar.
İftar sofralarında bir araya geldiğimizde, sadece yemek yemiyoruz; bir arada olmanın, paylaşmanın kıymetini hatırlıyoruz. Küçük jestler, basit bir tebessüm, kapısı çalınan bir komşu… Bunlar Ramazan’ın gerçek zenginlikleri.
Sahur vakti ise farklı bir sessizlik taşır. Uykunun en derin yerinden kalkmak, içimizdeki iradeyi test eder. Kimse görmezken yapılan dua, kendimizle konuştuğumuz anlardan biridir. Bu sessizlik, ruhun kendini hatırladığı bir zaman dilimidir.
Ramazan, gösterişten uzak bir rehberdir aslında. Gündelik hayatın hızını azaltır, bize neyin değerli olduğunu hatırlatır. Sabrın, merhametin ve paylaşmanın önemi yeniden görünür olur.
Ve ay bittiğinde, aslolan sadece oruç tutulmuş olması değil; kalpte bir dinginlik, gönülde bir yumuşama kalmasıdır. Ramazan, hayatın hızlı temposunda kısa bir duraklama ve yeniden kendimize dönme fırsatıdır.
Ömer Faruk – Sözün Sonu
Fatih Kutlu
Üç Sac Ayağı: Antrenör, Sporcu, Veli
Bahaddin Özbuğutu
REİS VE ROMAN KARDEŞLERİ.
İbrahim YANIK
Armutlu: Geçmişin Sesi, Geleceğin Umudu
Ali SUPHİ
Bir Fikrin Ardından: Zamanın Tarttığı Adam
Didar Refika Ulvi
Ay Sonuna Sıkışan Hayatlar
Ömer Faruk
Beş Bin Adalet, Yirmi Bin Hikâye...
Ali Kutlu
“Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?”