Kardeşlik bağlarımızın ulviyeti, damarlarımızdaki asil kanda gizlidir.
Her şeyin aslına rücu etmesini beklemek inancımızın gereğidir. İnsanız, beşeriz, şaşarız . Olası geçici şaşkınlıklar karşısında kardeşlik hükmü gereği ferasetli olmanın, sabır ve metanetle beklemenin asaletten olduğunu unutmamalıyız.
Sülaleden bir bireyin ifadeleri ile sülalenin tamamını özdeşleştirmenin ŞEYTANIN ve iş birlikçilerinin işine yarayacağını hatırlamak gerekir.
Esas olan, kardeşler arasına FİTNE sokmaya çalışanların ekmeğine yağ sürmemektir. Onların avuçlarını ovuşturarak yaşayacakları keyfe izin vermemektir.
Bugünler, samimiyetle ifade ettiğiniz serzenişlerin karşısında kimlerin mutlu olup kimlerin huzursuz olduğu gerçeğiyle yüzleşme zamanıdır.
Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin her geçen gün sağlamlaştığını görerek şu ifadeleri kullananlar kimlerdir?
“LANET OLSUN! Bunların bu kadar derinden kaynaşması, birlik içinde olması bütün hesaplarımızı bozacak. Ne yapıp yapıp ‘iki devlet, tek millet’ ifadesini anlamsızlaştırarak aralarına FİTNE sokmalıyız!”
Vatansever olduğunu sanan, kardeşlik hukukunu savunduğunu düşünerek konuştuğunun arkasında duran her birey, sadece sözünün doğru olduğuna inanmakla yetinmemeli, o doğru söz ağızdan çıktığında kimin havuzuna su taşıdığını değerlendirme mecburiyetini de kendisinde hissetmelidir.
Bu durumda, kardeşlik hukuku içinde devam eden toplumsal birlikteliği bozacak her türlü ayrıştırıcı söylemden uzak durmak elzemdir.
Hele ki bu kişiler BAŞKOMUTANA güveniyorsa, değerlerimize olan sadakatimiz ve disiplinimiz gereği Başkomutanın duruşunu izlemeli, ifadelerini dikkat ve hassasiyetle dinlemeli, sözünün önüne geçmemelidir.
Derdimiz, FİTNECİ unsurların kardeşliğimizi bozmak için kurdukları oyunlara gelmemek, oyunlarını boşa çıkarmak için her türlü gayreti göstermek olmalıdır.