Bazı yazılar konuyu açmaz, sadece sis üretir.
Son günlerde faaliyet raporu üzerinden yapılan tartışma da buna benziyor.
Bir yılın emeği, yüzlerce sayfa veri ve karar varken konu birkaç saniyeye ve seçilmiş başlıklara indirgeniyor. Bu da yöntemin kendisini gösteriyor.
Bir metin veriyi konuşmuyorsa, yorum öne çıkar.
Ama veri yoksa yorum, gerçeği anlatmaz. Sadece kanaat üretir.
Kanaat çoğu zaman gerçeği açıklamaz, sadece etrafında dolaşır.
Kırk bir saniye vurgusu bunun en net örneğidir.
Dışarıdan dikkat çekici görünür.
Ama tek başına bir anlam taşımaz.
Asıl mesele o ana nasıl gelindiğidir.
Hangi süreçler yaşandı, hangi kararlar alındı.
Bunlar görülmeden sadece süreye bakmak, büyük resmi daraltır.
Eleştiri güçlü olmak için sert olmak zorunda değildir.
Çoğu zaman sertlik, zayıf içeriği örtmek için kullanılır.
Alay ve ironi dikkat çeker.
Ama veri yerine geçmez.
Veri yoksa geriye sadece etki kalır, anlam değil.
Şeffaflık da yanlış okunmamalıdır.
Şeffaflık sadece eksik aramak değildir.
Bütünü görebilmektir.
Parça parça bakmak, resmi eksiltir.
Temel fark şudur:
Metin gerçekten bilgi mi veriyor, yoksa düşünce mi yönlendiriyor?
Bu ayrım net değilse, yorum tek taraflı olur.
Sonuçta önemli olan sesin yüksekliği değil, verinin tutarlılığıdır.
Gürültü kısa süre etkiler.
Ama geriye kalan her zaman gerçektir.