Akran zorbalığı artık görmezden gelinecek bir mesele değil. Okulda, sokakta, sosyal ortamlarda çocuklarımız zaman zaman fiziksel ya da psikolojik baskıyla karşı karşıya kalabiliyor. Ebeveynler doğal olarak çözüm arıyor ve çoğu zaman yönlerini savunma sporlarına çeviriyor. Bu doğru bir adımdır. Ancak tek başına yeterli değildir.

Gerçek şu ki mesele yalnızca hangi branşın seçildiği değildir. Asıl belirleyici olan, çocuğun kiminle çalıştığıdır.
Dövüş sporları ve savunma sanatları çocuğa sadece teknik öğretmez; duruş kazandırır. Bu kazanım ise doğrudan antrenörün niteliğiyle ilişkilidir. Teknik bilgi elbette önemlidir, ancak eğitmenin değer dünyası, adalet anlayışı, iletişim biçimi ve hayata bakışı en az teknik kadar belirleyicidir. Çünkü çocuklar söyleneni değil, gördüklerini öğrenir. Antrenörün tavrı, kriz anındaki duruşu ve insan ilişkilerindeki yaklaşımı çocuk üzerinde kalıcı bir iz bırakır.
Antrenmanda yalnızca teknik anlatılıyorsa, eğitim eksik kalır. Spor salonu sadece fiziksel güç inşa edilen bir alan değildir; karakter inşa edilen bir yerdir. Gücü kontrol etmeyi öğretmeyen bir eğitim, gerçek anlamda güç kazandırmaz. Saygıyı, sınır koymayı, gerektiğinde geri çekilmeyi ve gerektiğinde kararlı durmayı anlatmayan bir antrenman, savunmayı tam olarak öğretmez.
Çocuk gelişimi tek boyutlu değildir. Özgüveni yüksek ama empati yoksunu bir çocuk güçlü değildir; dengesizdir. Bu yüzden çocukların hayatın içinden konuşabilen, değer aktarabilen, rol model olabilen eğitmenlerle çalışması şarttır. Antrenörün karakteri, öğrencisinin karakterine yansır. Bu bir tercihten öte, bir sorumluluktur.
Seçilecek branşın savunma ve atak unsurlarını birlikte barındırması da önemlidir. Çünkü zorbalık karşısında asıl caydırıcı olan şey çoğu zaman fiziksel müdahale değil; sağlam bir duruş, net bir özgüven ve kararlı bir bakıştır. Kendini koruyabileceğini bilen çocuk, çoğu zaman mücadele etmek zorunda kalmaz.
Akran zorbalığına karşı en etkili çözüm yalnızca spor değildir; doğru eğitmenle yapılan spordur. Çocuklarımızı bir branşa değil, güçlü bir karakter inşasına emanet etmeliyiz. Çünkü asıl hedef, dövüşebilen çocuklar değil; gerektiğinde kendini savunabilen, ama her zaman değerli kalabilen güçlü bireyler yetiştirmektir.
Fatih Kutlu
Milli Antrenör, Spor Mentörü,
Dövüş Sporları Antrenörü
Fatih Kutlu
Üç Sac Ayağı: Antrenör, Sporcu, Veli
Bahaddin Özbuğutu
REİS VE ROMAN KARDEŞLERİ.
İbrahim YANIK
Armutlu: Geçmişin Sesi, Geleceğin Umudu
Ali SUPHİ
Bir Fikrin Ardından: Zamanın Tarttığı Adam
Didar Refika Ulvi
Ay Sonuna Sıkışan Hayatlar
Ömer Faruk
Beş Bin Adalet, Yirmi Bin Hikâye...
Ali Kutlu
“Güzelleştirme mi, Sorgulanması Gereken Bir Süreç mi?”