Bazı insanlar vardır; bir şehirde yaşar, görev yapar, zamanı gelir çekilir. Ama aradan yıllar geçse de isimleri yaşamaya devam eder.
Onları yalnızca makamlarıyla ya da unvanlarıyla anlatmak mümkün değildir. Asıl mesele, görevlerinin ardından ne bıraktıklarıdır.
Edirne, böyle insanların izlerini taşıyan kadim bir şehir.
Bunun en büyük örneklerinden biri hiç şüphesiz Mimar Sinan’ın Selimiye’sidir. Yüzyıllar önce yapılan bu eser, bugün hâlâ Edirne’nin gökyüzündeki en güçlü imzalarından biri.
Yakın tarihe baktığımızda da şehrin gelişimine katkı sağlayan isimleri görüyoruz.
Dilaver Bey, döneminde gerçekleştirdiği çalışmalar ve bugün hâlâ şehirle bütünleşen Belediye Binası gibi değerlerle hatırlanıyor.
Osman Nuri Peremeci, Edirne’nin tarihini ve kültürünü araştırarak geçmişin unutulmaması için emek veren isimlerden.
Mehmet İlhami Ertem ise eğitim ve Edirne’nin gelişimi konusunda geleceği düşünen devlet adamlarından biri olarak anılmayı hak ediyor.
Ekonomik hayatta da unutulmaması gereken isimler var.
Arif Çekiç ve Şerafettin Özbaş, Edirne Sanayi Sitesi’nin oluşumundaki emekleriyle şehrin üretim hayatında yer edindiler.
Çünkü sanayi sitesi yalnızca dükkânlardan ibaret değildir. Orada ustalar yetişir, gençler meslek öğrenir, aileler ekmeğini kazanır.
Ve bugün Edirne’nin insan tarafını konuşurken Erdem Erişgen’in adını da anmak gerekir.
Eski meclis üyeliği, Tarihi Ali Paşa Çarşısı Başkanlığı ve Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyeliği, onun şehir ve esnaf hayatıyla kurduğu bağın farklı dönemleri.
Ama insanı yalnızca yaptığı görevlerle anlatmak eksik kalır.
Bazen bir esnafın derdini dinlemek, bazen bir gencin önünü açmak, bazen ihtiyaç duyana destek olmak; kâğıda yazılmayan ama insanların unutmadığı şeylerdir.
Her iyiliğin bir kaydı tutulmaz. Bazıları insanların gönlünde kalır.
Edirne’ye emek veren bu isimlerin yaptıkları birbirinden farklı.
Kimi eser bıraktı, kimi bilgi, kimi eğitim için çalıştı, kimi üretimin önünü açtı, kimi de insanların hayatına dokundu.
Ama hepsinin ortak bir tarafı var:
Bu şehirden yalnızca bir şey almadılar; bu şehre bir şey de verdiler.
Yıllar geçer.
Makamlar değişir, unvanlar unutulur.
Geriye insanın yaşadığı yere kattığı değer kalır.
Belki de vefanın en güzel tarafı, geçmişte emeği olanları anarken kendimize de şu soruyu sorabilmektir:
“Ben Edirne’ye ne kattım?”
Çünkü bazı insanlar sadece Edirne’de yaşamaz.
Edirne’nin hikâyesine kendi sayfasını bırakır.
Ali Suphi