UYANIŞ

Emre Batu

08-05-2026 09:48

 

Bazı şehirler vardır; sadece yollarıyla, binalarıyla, kalabalıklarıyla yaşamaz.
Geçmişiyle ayakta durur.

Edirne de onlardan biridir. Sıradan bir şehir değildir. Bir dönem dünyaya yön veren bir devletin payitahtıdır. Balkanlara açılan kapıdır.
Edirne’nin taşında toprağında bir imparatorluğun izi vardır.

5 Mayıs 1361… Edirne’nin fethedildiği gün.

Aradan tam 665 yıl geçti.
Fakat insan ister istemez düşünüyor:
Bu şehir kendi fethini neden güçlü şekilde sahiplenmiyor?

Bugün şehir adına birçok etkinlik yapılıyor. Elbette herkesin inancı, kültürü ve yaşam biçimi kendinedir. Buna söz söylemek kimsenin hakkı değildir. Ancak mesele başka bir yerde başlıyor.
Bir şehrin yöneticileri, kurumları ve kanaat önderleri; o şehrin en önemli tarihlerini geri plana iterse, zamanla ortaya kimliksiz bir görüntü çıkar.

Avrupa’daki bazı şehirler yalnızca bir meydanıyla, bir köprüsüyle, bir hikâyesiyle milyonlarca insanı kendine çekiyor. Prag bunun en bilinen örneklerinden biri. Çünkü insanlar artık sadece bina görmeye gitmiyor; anlam görmek istiyor.

Edirne’nin ise anlatacak çok büyük bir geçmişi var.
Osmanlı’ya yıllarca başkentlik yapmış bir şehirden söz ediyoruz. Buna rağmen fetih yıldönümlerinin gerektiği gibi gündeme gelmemesi düşündürüyor.

Turizm sadece konser yapmakla, festival düzenlemekle büyümez.
Bir şehrin ruhunu canlı tutmak gerekir.

Fetih kutlamaları yalnızca geçmişi anmak değildir.
Bu şehirde yaşayan insanlara, “Siz büyük bir geçmişin üzerinde yaşıyorsunuz” diyebilmektir.

Belki de artık şu soruyu açıkça sormanın zamanı gelmiştir:
Edirne, kendi değerlerini yeterince anlatabiliyor mu?

Bu soru kavga çıkarmak için değil, unutulanları yeniden hatırlatmak içindir. Çünkü bazı şehirler yok oldukları için değil, kendilerini anlatmayı bıraktıkları için geriye düşer.

Ve bir şehir kendi geçmişine sırtını dönerse, geriye sadece kalabalık kalır.

DİĞER YAZILARI Gecenin Gözetimsiz Karanlığı 01-01-1970 03:00 İrade 01-01-1970 03:00 Cami Adabı 01-01-1970 03:00 Özgürlük Sandığın Şey 01-01-1970 03:00 Kahkahanın İçindeki Hakikat 01-01-1970 03:00 DİL DİK DURUŞTUR 01-01-1970 03:00 “Sınav” 01-01-1970 03:00 Yağdanlıklar ve Çamurdan Şikâyet Edenler 01-01-1970 03:00 Alıştığın Şey, Artık Sen Oldun 01-01-1970 03:00 Bir Şey Olmuyor Sanıyoruz 01-01-1970 03:00 HAL... 01-01-1970 03:00 BİR KALEMİN MANİFESTOSU 01-01-1970 03:00