HIRS GÖLGESİ

Emre Batu

29-07-2026 23:32

 

Edirne’de siyaset koridorlarında son günlerde yine hareketli günler yaşanıyor.

Fısıltılar dolaşıyor…

Yeni yollar konuşuluyor.

Yeni hesaplar yapılıyor.

Dün aynı cümleleri kuranların, bugün farklı cümlelerle konuştuğu görülüyor.

Siyasetin doğasında vardır bu değişimler.

İnsanlar değişir…

Şartlar değişir…

Dengeler değişir…

Ama değişmeyen bir soru vardır:

Bütün bu mücadele gerçekten ne içindir?

Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru budur:

Bu hırs neden?

Siyaset elbette iddia ister.

Siyaset elbette mücadele ister.

Ancak her mücadelenin bir vicdan terazisi vardır.

Çünkü bazen insan, savunduğu davadan çok; bulunduğu yerin verdiği güce bağlanmaya başlar.

Bir süre sonra amaç unutulur… Araç amaç hâline gelir.

Ve insan fark etmeden, taşıdığı görevin değil; taşıdığı unvanın peşinden yürür.

Oysa siyaset;

İnsanın kendisini büyütme alanı değil, toplumun yükünü hafifletme sorumluluğudur.

Bugün bu soruyu yalnızca bir kişiye değil…

Türkiye siyasetinde önemli ağırlığı bulunan üç isme de aynı samimiyetle sormak gerekir.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu…
Sayın Özgür Özel…
Sayın Ekrem İmamoğlu…

Soru hep aynıdır:

Bu hırs neden?

Eğer mesele gerçekten halkın geleceğiyse…

Neden aynı hedef için yola çıkanlar, zaman içinde birbirine mesafe koyar?

Neden siyaset bazen fikirlerin değil, hesapların yarışına dönüşür?

Neden "biz" diyerek başlayan cümleler, zamanla "ben" etrafında dönmeye başlar?

İnsan bazen düşünmeden edemiyor…

Acaba bazı koltuklar mı insanları değiştiriyor?
Yoksa koltuklar sadece insanın içinde sakladığını mı ortaya çıkarıyor?

Çünkü mesele oturulan yer değildir.

Mesele, insanın o yerde nasıl bir iz bıraktığıdır.

Bu soruyu liderlere sorduğumuz kadar…

Onların ardından yürüyen yerel siyasetçilere de sormak gerekir.

Siz neyin mücadelesini veriyorsunuz?

Bir fikrin mi?

Bir şehrin mi?

Yoksa güçlü görünen bir ismin yanında yer alma arzusunun mu?

Çünkü siyaset sadece yakın durma sanatı değildir.

Bazen doğru bildiğiniz yerde tek başınıza kalabilme cesaretidir.

Omurgalı olmak;

Her zaman kazananın yanında görünmek değildir.

Rüzgâr yön değiştirdiğinde savrulmamak…
Menfaat değiştiğinde ilke değiştirmemektir.

Bugün bir ismin çevresinde oluşan kalabalık, yarın başka bir ismin çevresinde toplanabilir.

Siyasetin hafızası bazen kısadır.

Ama toplumun gözleri her zaman açıktır.

İnsanlar kimin hangi gün nerede durduğunu unutmaz.

Çünkü makamlar değişir…

Sözler değişir…

Afişler değişir…

Ama insanın kendisiyle yaptığı hesap değişmez.

Vatandaşın ise siyasetin içindeki bu hareketlilikten çok daha gerçek sorunları vardır.

Geçim derdi vardır.

Üretim derdi vardır.

Gençlerin geleceği vardır.

Esnafın ayakta kalma mücadelesi vardır.

İnsanlar artık kimin hangi kapıyı çaldığına değil, kendi hayatlarında hangi kapıların açıldığına bakıyor.

Belki de siyasetin yeniden hatırlaması gereken en önemli gerçek budur.

Vatandaş;

Kavga edenleri değil…

Çözüm üretenleri hatırlar.

Çok konuşanları değil…

Zor zamanda yanında duranları hatırlar.

Çünkü siyaset bir gün biter.

Seçimler geçer.

Görevler değişir.

Ama insanın kendi vicdanında bıraktığı iz kalır.

Unutulmamalıdır…

Güç, insanın eline verilen en büyük sınavlardan biridir.

Bazıları güçle büyür…

Bazıları ise güçle gerçek yüzünü gösterir.

Bu yüzden siyaset yapan herkes kendisine şu soruyu sormalıdır:

Ben bu yolculukta neyi büyüttüm?

Kendi ismimi mi?

Kendi çevremi mi?

Yoksa bana güvenen insanların umudunu mu?

Çünkü tarih;

En çok konuşanları değil…

En zor zamanda doğru yerde duranları hatırlar.

İnsanın gerçek değeri;

Sahip olduğu makamlarla değil…

Yokluğunda bile arkasından güzel söz ettirebilmesiyle ölçülür.

Çünkü gün gelir…

Alkışlar diner…

Kalabalıklar dağılır…

Işıklar söner…

Geriye insan kalır.

Ve geriye kalan tek soru şudur:

"Sen sana verilen emaneti nasıl taşıdın?"

Emre Batu

DİĞER YAZILARI Sessiz Defterler 01-01-1970 03:00 UYANIŞ 01-01-1970 03:00 Gecenin Gözetimsiz Karanlığı 01-01-1970 03:00 İrade 01-01-1970 03:00 Cami Adabı 01-01-1970 03:00 Özgürlük Sandığın Şey 01-01-1970 03:00 Kahkahanın İçindeki Hakikat 01-01-1970 03:00 DİL DİK DURUŞTUR 01-01-1970 03:00 “Sınav” 01-01-1970 03:00 Yağdanlıklar ve Çamurdan Şikâyet Edenler 01-01-1970 03:00 Alıştığın Şey, Artık Sen Oldun 01-01-1970 03:00 Bir Şey Olmuyor Sanıyoruz 01-01-1970 03:00 HAL... 01-01-1970 03:00 BİR KALEMİN MANİFESTOSU 01-01-1970 03:00